08 Mayıs 2011

Anneler günü

Avucumda annesini yeni kaybetmiş küçük bir kız çocuğunun eli, sokakta itiş kakış yürüyoruz. Görüş hizamıza giren her obje anneler günü temalı. Bir de okulda anneler günü kompozisyonu yazıldı mı, tamam...Uzun, koyu kumlar saçlar bana doğru dönüyor: yarın annemin mezarına çiçekler götüreceğim. Yanaklarına yapışıyorum, beni hafifçe itiyor. Acısını çok derin yaşıyor ve nasıl da olgun. Sokaklardaki çılgınlıktan kaçıp bir kitapçı dükkanına giriyoruz. Sanki bütün kitaplar anne ve çocuk başlıklı. Küçüğümden bir soru daha geliyor: Sen yaşlanınca anneanne olacaksın değil mi? Benim çocuklarımın anneannesi olmayacak. Ben senin de çocuklarının Zeynep anneannesi olacağım. Cevap: Ya sen de o kadar uzun yaşamazsan? 

Bağırmak istiyorum... Bu ağır yük seni neden buldu be çocuk! Acısını bir an unutabilesin istedim sadece! Kolundan çekiştiriyorum, koşarak arabaya atıyoruz kendimizi. Radyoyu açıp bağırarak şarkıya eşlik ediyoruz, gülüyoruz. Güzel kahverengi gözleri ışığı ile birleşiyor yeniden. 

« Geri